banner323

MHP’li Vekil Deniz Depboylu: “MHP Dimdik Duruyor”

MHP’li Vekil Deniz Depboylu: “MHP Dimdik Duruyor”
banner269
MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, MHP Çine İlçe Teşkilatıyla bir araya geldi ve anayasa değişikliğinde MHP’nin iktidara verdiği destek ile ilgili, “Biz parlamenter sistemin korunması, revizyonu taraftarıydık. Halen daha parlamenter sistemin Cumhuriyet rejiminin korunması noktasında en büyük hassasiyete sahip olan parti Milliyetçi Halk Partisi’dir.” dedi. Yeni anayasa ve ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.

MHP Aydın İl Teşkilatı Başkanı Burak Pehlivan ile birlikte MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu’yu, Parti Binası’nda MHP İlçe Başkanı Kamil Ak, MHP İlçe Kadın Kolları Başkanı Fatma Kandemir, ilçe yönetimini ve partililer karşıladı.

“Mevcut Sistem Farklı İvme Kazandı”

Kırılma noktası Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesiyle başladığını belirten Vekil Deniz Depboylu, “15 Temmuz’da yaşanan olaydan sonra, 15 Temmuz sürecindeki şartlara dönmek mümkün gözükmüyor. Tarihe şöyle bir baktığımızda biz bir Cumhurbaşkanı ve bir Başbakan olan sistemle devam ettik. Bu sistemde Cumhurbaşkanı ve başbakan çekişmeleri sıkıntıların yaşandığını görüyoruz. Zamanında Mustafa Kemal Atatürk ile İsmet İnönü, Süleyman Demirel ile Tansu Çiller, Turgut Özal ile Yıldırım Akbulut arasında bu siyasi çekişmeler hep yaşandı. Bu ne zaman en üst noktaya vardı Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğu zaman. Kırılma noktası Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi. Mevcut sistemimiz farklı bir ivme kazanmaya başladı. 7 Haziran şartlarımız içinde de vardı AKP ile koalisyon ihtimali olur ama öncelikle Anayasa’nın ilk 4 maddesi değişmeyecek. 17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları yargıya gidecek, Cumhurbaşkanı yetki ve sınırları içerisinde davranacak ve çözüm süreci denilen ihanet süreci de bitecek demiştik. Ama bunlar ağır geldi. Milliyetçi Halk Partisi için öyle bir algı yönetimi yapıldı ki, Fethullah Gülen Cemaati ile AKP’nin arası açıldı. Gülen siyasi yapılanmasını Milliyetçi Halk Partisi içerisinde yapma tercihini göstermişti bu bize epey bir sıkıntı yaşattı. 15 Temmuz gecesi de Türkiye Cumhuriyeti en büyük ihanet sürecini yaşadı. Kendi meclisimiz kendi ordumuzun silahları tarafından vuruldu. İlk açıklamayı yapan, darbeye karşı olduğunu ifade eden ve mevcut hükümette duruşu ile destek vererek en büyük dirayeti gerçek devlet adamlığını da bizim liderimiz göstermiştir. Sonra yaşanana süreç daha farklı oldu. Ülke çok büyük tehdit ve tehlike altına girdi. Bir yandan ayıklanma süreci başladı. Maalesef 200 bin civarında Bylock kullanıcısı olduğundan bahsediliyor. Henüz temizlenemedi terör örgütü, en başta siyasi ayağı duruyor, onun bir temizlenmesi gerekiyor. O gece İngiltere Kıbrıs’a bir tümen asker yığdı, ortaya çıktığında da ‘Ben vatandaşlarımı koruyacaktım’ dedi. Bunlar hala Sevr’in peşinde. IŞİD, PYD ve diğerleri bunların hepsinin arkasında kimlerin olduğu ortada. Tehdit ve tehlike büyük ama bu arada da bir yönetim krizi mevcut” dedi.

“Anayasa metnini okuyun”

Vekil Depboylu sözlerine şöyle devam etti: ”Sayın Erdoğan ‘Yüzde 51 ile geldim, siyasi hakkım var, ben diğer Cumhurbaşkanları gibi davranmayacağım’ diye de en başta söylemişti. HDP, CHP ortaklığı ile çok yanlış anayasa oluşumları peşindeydiler. 24. Dönem anayasa çalışmalarına girin orada tam metin vardır. Tam metinde siyah olanlar metnin olduğu gibi parçasıdır, yeşil renkli olanlar dört partinin mutakıp kaldığı aynı görüşte olduğunu, kırmızı olanlarda önünde parti ismi yazar diğer partilerden ayrı, ters düştüğü noktalardır. 300 bin kişi olursa eğer bir kanun çıkartabilir millet diyor BDP. Bu ne demektir, HDP’li 300 bin kişi bir araya geldiğinde anayasaya kanun yapabilir demektir, CHP şu dördüncü maddenin değişimi ile çok yaygara yaptılar ya ortalığı ayağa kaldırdılar. CHP, 24. Dönem anayasa çalışmalarında şöyle demiş, ‘CHP 4. Maddenin korunmasına ilişkin olarak 4 parti arasında mutabakat sağlanamadığı için ilk 3 madde de yer alan ilkeleri güçlendirici bir değişikliklerinin yapılmaması ilk dört maddenin aynen korunması gerektiği düşüncededir. MHP demek ki orada olmasaydı BDP ve AKP’nin dediği olurdu. Amaç belli Kılıçdaroğlu maalesef 2. ve 3. madde değiştirilebileceğini İMC Tv’de kendi söylüyor hala duruyor, izleyebilirsiniz. Hakkari’de özerklik sözü veriyor ama başka tarafa geldiğinde bizi hain ilan ediyor. Nazlıılacağı, Ahmet Altan’ı da alkışlattırıyor. 15 Temmuz da AKP milli bir noktaya geldi. FETÖ’nün yüzünü tam olarak gördü, HDP ile geldiğimiz nokta belli, CHP ile ne kadar yol alabileceği ortada. Milliyetçi noktaya gelmiş iken genel başkanımız üzerine düşeni yaptı, inisiyatifi eline aldı. Gelen Başkanlık Sistemi değil, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi.”

“Yaptığın her işten sorumlusun”

1982 anayasası, en geniş madde Cumhurbaşkanının yetkileri olduğunu söyleyen Depboylu, “Zamanında Kenan evren kendisini sınırlayacak hiçbir şey olmasın diye öyle bir cumhurbaşkanlığı yetki açıklaması yapmış ki Şu anda hani biz cumhurbaşkanına kızıyoruz ya “ya sen başbakan gibi davranamazsın” “partiyi sen yönetiyorsun” “başbakanın gitmesi gereken yere sen gidiyorsun”, ama inanın şu anayasada ona engel olabilecek hiçbir şey yok. Yani şuan da cumhurbaşkanı yaptıklarını, evet bize göre doğru değil, partili gibi davranıyor, kanunsuz gibi davranıyor ama engelleyen hiçbir şey yok.  Mesela burada diyor ki; isterse, gerekli gördüğü durumlarda bakanlar kurulunu toplar diyor. Topluyor. Hanginiz engel olabilirsiniz. Bu anayasada ona engel olan hiçbir şey yok. OHAL’le ilgili durumlarda kanun çıkarma yetkisi var. Mevcut anayasada hepsi var. O zaman bizim Liderimiz Devlet Bahçeli dedi ki ‘Madem öyle bu anayasada size belli hakların önünü açmış, bizde bu sorumlulukları direk size veririz, partinizin de siyasi başkanı olursunuz ancak yaptığınız her şeyden de sorumlu olursunuz’. Şu ana kadar Cumhurbaşkanı sadece vatan hainliği ile yargılanır ibaresi vardır.  Vatan hainliği nedir? Hangi suçlar vatan hainliğine girer? Bilemezsiniz, çünkü 1991 de bu kanun anayasadan kaldırıldı. Yani Cumhurbaşkanı hiçbir şeyle suçlanamaz. Ama bizim liderimizin önderlik ettiği anayasa çalışmasıyla diyor ki ‘Yaptığın her işten sorumlusun’. En çok karşı çıkılan şey işte yasama, yürütme, yargı hepsi bir kişinin elinde toplanacak. Hayır meclis duruyor. Hem de çok partili bir meclis olarak duruyor. Yani barajı aşan her parti mecliste olacak ve 600 milletvekili olacak. Bu da kötü değil çünkü 550 milletvekili olsun denildiğinde ki nüfus ile şuandaki nüfusumuz arasında zaten çok fark var. Yani orada bir sıkıntı yok zaten. Ama kanun çıkarmayla ilgili sizlere yanlış anlatılan şeyler var. Cumhurbaşkanı kanun yapamaz. Cumhurbaşkanı kararname çıkarır ve bu kararname o konuyla ilgili bir kanun yoksa çıkartılabilir. Sadece yürütme ile ilgili kararname çıkartabiliyor. Eğer TBMM toplanır Cumhurbaşkanının kararname çıkarttığı konuyla ilgili bir kanun çıkartırsa, Cumhurbaşkanının çıkarttığı kararname otomatikman düşüyor. Yani yasama Cumhurbaşkanının elinde değil. Yüksek hakimler kurulu da Cumhurbaşkanının seçtiği sayı arttı. Ama yüksek hakimler kurulunda HSYK’da kaç tane ülkücü kaç tane CHP’li savcı var. Sayabilir misiniz? Yok zaten” ifadelerini kullandı.

“MHP Dimdik Duruyor”

Başka bir eleştirilen konusu MHP eriyip gidecek, yok olacak gibi düşüncelerle karşılaşıyoruz diyen Milletvekili Depboylu, “Öyle bir şey yok. MHP yok olacak diyen arkadaşlar, MHP 48 yıllık bir parti. DP, Adalet Partisi, ANAP nerde? MHP dimdik duruyor. Anayasa değişikliğinde MHP’nin aldığı inisiyatif çok büyüktür.  Kesinlikle yaptığımda bir hata yoktur. Kırılma noktası Cumhurbaşkanını halkın seçtiği gündür. Halk seçtikten sonra bunun, bundan sonra eskisi gibi olma ihtimali gözükmüyor. Bakanlar kurulunu da artık Erdoğan seçecek diyorlar. Onu da yasallaştırdılar. Zaten seçiyordu ki. Hatta o da yetmiyordu bir gecede hükümet değiştiriyordu. Erdoğan gitti diyelim. Ondan sonra gelecek olan halkın seçtiği Cumhurbaşkanının farklı davranacağına inanıyor musunuz? Mümkün değil.  Bugüne kadar olan siyasi çekişmeleri düşünün. Erdoğan gittikten sonra da aynı karaktere sahip olmasa bile yeni Cumhurbaşkanı aynı şeyleri yapmak isteyecektir. Bir Cumhurbaşkanı A partisinden seçilebilir ama mecliste çoğunluğu A partisinin alacağının garantisi yok. Yani sırf o kontrolü halk, millet sandıkta inisiyatifini kullanarak bir denge unsuru haline getirebilir ki bunu yerel yönetimlerde hep görüyoruz, insanlarda o bilinç var. Biz AKP’yi desteklemek, Erdoğan’ın yanında olmak gibi bir kaygımız, cabamız yok. Biz Devleti koruma cabasındayız. Devletin başında şu anda onlar var. Biz Devleti, vatanın güvenliğini koruyalım, milletin güvenliğini sağlayalım, yeri ve zamanı geldiğinde hesabımızı sorarız. Milliyetçi Hareket Partisi hiçbir zaman ülkülerinden, ilkelerinden, ideallerinden vazgeçmemiştir. İlkelerine doğru olanı yapmıştır ve birçok noktada da ülkeyi farklı sıkıntıların eşiğinden kurtarmıştır. Bugünde yaptığını bundan farklı değildir.” diye konuştu.





YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner290

banner130