Köylerimiz Üzerine

Köy idaresi 442 sayılı Köy Kanunu’nda nüfusu 150 ile 2.000 arasında olan kasabadan küçük yerleşim birimi olarak tanımlanmaktadır. Kanun maddeleri arasına sıkıştırılamayacak kadar mühim bir idari birim olan köyler hem Cumhuriyetimizin hem de Osmanlı Devletimizin hemen her döneminde varlığını korumuş hatta toplumumuzu şekillendirmiştir.

Yasal anlamda varlıkları 19. yüzyıla dayansa da fiili anlamda yüzyıllardır toplumumuzu, milletimizi oluşturan bu yapı aynı zamanda iktisadi birimlerin de en hayatisini ihtiva etmektedir.

Köy idareleri tam olarak bugünkü anlamını karşılamasa da mahalleler biçiminde 1820’li yıllarda teşkil edilmiştir. Yerel bir yönetim biriminden daha çok “devlet ile halk arasında bağ kurmak” maksadıyla oluşturulan bu idari birimlerde sağlanan başarının ardından Devlet-i Âliyye’nin genelinde uygulamaya geçilmiştir. 1850’li yıllarda yayımlanan nizamnameler ile varlıkları daha da güçlenen köy idareleri 1864, 1871 ve 1876 düzenlemeleriyle giderek netlik kazanmıştır. Ancak cumhuriyet döneminin en uzun soluklu yerel yönetim kanunu olmayı başaran 1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu, neredeyse 1 asırlık geçmişiyle memleketimizin tarihine ve kanunlarımızın ruhuna ışık tutmaktadır.

2000’li yıllara girilirken “Yerel Yönetimler Reformu” adıyla başlatılan çalışmalar neticesinde yeni bir Belediye, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresi Kanunu oluşturulmuştur. Ardından da 2008 yılında Yeni Köy Kanunu için çalışmalara başlanmıştır. Oluşturulan taslak hayata geçirilemeden, büyükşehir belediyelerini kapsayan ve köylerin neredeyse yarısını mahalle statüsüne indirgeyen yeni bir düzenlemeyle 6360 sayılı kanun hayata geçirilmiş ve köy idaresine ilişkin çalışmalar kadük kalmıştır.

Yeni köy kanunu bağımsız ve görece belediye gibi işleyen, kendisine ait bütçesi olan köyler tasavvur etmekteydi. Bu minvalde de gerçek bir yerel yönetim oluşturulması amaçlanmaktaydı.

Türk milleti olarak köklerini topraktan alan ve tarım üzerine bir tarih ve cumhuriyet inşa etmiş bir ülkenin ferdi olarak memleketimizin sürdürülebilir kalkınmasının yine toprağından ve köylerinden geçtiğine inandığımı yıllardır dile getirmekteyim. Öyle ki hayvan hakları hususunda 1924 senesinde kanun yapıcı Gazi Meclisimizin vekillerinin hassasiyeti, her gördüğümde beni heyecanlandırmaktadır. Köylünün mecburi işlerinin sayıldığı 13. Maddenin 34. Fıkrasında şu ifade yer almaktadır;  

 “Bir hayvana götüremeyeceği kadar yük yüklettirmemek.”

Ahmet Kutsi Tecer’in hemen hepimizin gözlerini dolduran; “Orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür; gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür.” dizeleriyle özdeşleşen köylerimiz gitmesek de görmesek de sahip çıkmak zorunda olduğumuz mahalli idarelerimizdir. 2012 yılında hayata geçirilen büyükşehir belediyeleri düzenlemesi nedeniyle rafa kaldırılan köy idaresi reformu her zaman sıcaklığını korumalıdır. Ne zaman ki köylere ilişkin bir düzenleme ülkemizde cereyan etse maalesef onlarca farklı nedenle hep yarıda kalmış, bir türlü nihayete erdirilememiştir.

Uzun yıllardır rafta duran bu düzenlemenin tadil edilerek yeni yasama yılında Gazi Meclisimizin gündemine gelmesi temennilerimle…

YORUM EKLE

banner130