banner289

ADD Aydın İli Şubeleri Eşgüdüm Toplantısı Aydın’da Yapıldı

Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın İli Şubeleri Eşgüdüm toplantısı Aydın Ticaret Odası Toplantı Salonunda Aydın İlinde faaliyet gösteren Şubelerin katılımı ile gerçekleştirildi.

ADD Aydın İli Şubeleri Eşgüdüm Toplantısı Aydın’da Yapıldı
banner269
 Toplantıda ADD Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Emre Altınışık, ADD Ege Bölge Sorumlusu Tolga Kale ile ADD Aydın Şubesi Gençlik Kolu Üyeleri de  hazır bulundular.

 Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şube Başkanı Günver Güneş’in başkanlık ettiği ve Aydın’daki ADD Şubelerinin katıldığı eşgüdüm toplantısı divan heyetine ADD Güzelçamlı Şube Başkanı Ali Ülker, ADD Aydın Şubesi Gençlik Kolu Sorumlusu Fulden Özdemir, Serdar Behiç Serçin ve Hüseyin Asar seçildi.

 Eşgüdüm toplantısında Şube Etkinlik Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi- Şube Genel Kurulları ile İlgili Görüşme- Yenilenen Şube Yönetimleri- Atatürkçü Düşünce Dergisi- Atatürkçü Aydın Dergisi –Gençlik Kolları- Kadın Kollarının Oluşumu- Genel Üye toplantıları, Öğrenci Bursları- Takvim Ajanda taleplerinin Genel Merkeze İletilmesi-Yıllık Beyannameler- Aidatlarını ödememiş üyelerin uyarılması- ödemeyenlerin üyeliklerinin düşürülmesi-Dernek Tüzük Çalışmaları kapsamında önerisi olan şubelerin talebini yazılı olarak Genel Merkez’e bildirmesi başlıkları değerlendirilerek 2 Aylık Çalışma Takviminde ise 24 Kasım Öğretmenler Günü- 5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı- 23 Aralık Menemen Olayı ve Kubilay- 24 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftalarında etkinlik yapılması kararlaştırıldı.

1 Kasım Genel Seçimleri Sonuçları Değerlendirilmesi-,Başkanlık Sistemi Tartışmaları, Cumhurbaşkanının Yarattığı Fiili Yönetim Şekli Değişikliği Açıklaması Karşısında ADD’nin duruşu, Yabancılara Toprak Satışı, Jeotermal, Menderes Kirliliği,   Yerel Gündem konuları konuşularak düşünce ve öneriler dile getirilmiştir. Bu Eşgüdüm toplantısında İlk Kez ADD Çatısı altında Aydın’da Faaliyet gösteren Şubelerin Gençlik Kolu temsilcileri de katılarak İl Gençlik Eşgüdüm Toplantısını gerçekleştirilmiştir. Aydın İl Eşgüdüm toplantısı sonunda Erdoğan Kırdemir, Tunahan Karadeniz ve Ayşe Şenses tarafından hazırlanan eşgüdüm sonuç bildirisinin okunması ve bir sonraki eşgüdüm toplantısının 2 ay sonra Didim de yapılmasının kararı alındıktan sonra toplantı sona erdi. 

ADD Aydın İli Şubeleri Aydın Eşgüdüm Toplantısı Sonuç Bildirgesi

“Şartlar ne kadar zor olursa olsun, Mustafa Kemal gibi düşünerek, bugünlerin de üstesinden geleceğimiz bilinmelidir. Atatürkçü Düşünce Derneği teslimiyetçi olmayacak, mücadele alanından kaçmayacaktır”.

Cumhuriyet ve değerlerinden uzaklaştırıldıkça hepimiz bedel ödüyoruz. Bunu en çok sahiplenmesi ve anlatması gereken, adında “Cumhuriyet” olan kurumlar olmalıdır. Onlar da sizden ders alıp, sürecin sıkıştırdığı yerde başkalaşarak değil, aslımızı inkar etmeden, Cumhuriyet ve değerlerini yeniden yaşama geçirmek için kolları sıvarsa, suskun olanların hepsi seslerini daha çok yükselteceklerdir.

Boşvermişlik ve aymazlık laik ve demokratik sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini, alıştıra alıştıra İslami bir cumhuriyete doğru dönüştürmektedir. Laiklikten her sapış, bu dönüştürme projesinin bir parçasıdır. 

Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından da onaylanan siyasi iktidar, yıllardır sivil darbe yapmaktadır. Yaptıkları sivil darbe ile öncelikle eğitim ve hukuk alanını yoklayan siyasi iktidar, anayasayı da hiçe sayarak, ayaklar altına almaktadır. Sivil darbe yaparak anayasayı tanımayan siyasi iktidar, kendilerine karşı örgütlü ve güçlü tepki verilmeyince istediklerini rahat rahat gerçekleştirmeye başladı. Bunun sonucunda laik ve demokratik rejimimiz elimizin altından kaymaya başlamıştır. Yargı bağımsızlığının ve hukukumuzun yok edilmesi ve halkın hukuka ve devlet kurumlarına olan güveninin sarsılmasına yol açmıştır. İşte bu yıkım, herkesin kendi adaletini ve kendi çıkarını sağlayabileceği bir başıboşluğu yaratmış, deyim yerindeyse “devletin çivisi çıkmıştır” Devlet yönetmek ciddi bir iştir. Sürekli aldatılanların ya da aldatılmaya müsait olanların ülkeyi yönetme becerileri yoktur. Hem terör örgütüyle, hem yasa dışı cemaat yapılanmasıyla kol kola olan bir iktidar, ANAYASA’yı değiştirmek ve başkanlık sistemini getirebilmek için var gücüyle çabalamaktadır. Ülkemizin koşullarında Cumhuriyet değerlerine karşı olanların parlamenter demokrasinin karşıtı olan başkanlık sistemini savunmaları kadar doğal bir durum olamaz

Bugün, başkanlık sistemi adı altında halka dayatılan Türk usulü başkanlık;  Recep Tayyip Erdoğan’a tek adam yetkileri verilmesidir. Parlamenter sistemi yok etmeye yönelik bu yol, meclisi, hükümeti hatta yargı erkinin yetkilerini tek kişi elinde toplamak anlamına gelmektedir ki, bu tür bir başkanlık sisteminin ABD’de uygulanmakta olan güçlü bir kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistemle yakından uzaktan bir ilgisi olmadığını, bazı Latin Amerika ülkelerindeki diktatörlük benzeri bir sistemin amaçlandığını halkımıza anlatmak görevimiz olmalıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ulus devletimizin ve devrimlerimizin yok olmaması için hedef; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde iktidara,  tek başına ya da HDP ile birlikte Türkiye’yi ortaçağ diktatörlüğüne ve bölünmeye götürecek olan bir Anayasa yapma yetkisi vermemek olmalıdır. Ulusu ve vatanı parçalayacak olan bu anayasaya karşı mücadele etmek, tüm cumhuriyetçi, yurtsever Türk halkının en demokratik anayasal hakkıdır.

Bu aşamada elini taşın altına sokmayanlar, Lozan yerine Sevr’e giden yolun taşlarını döşemeye hizmet edenler doğacak olumsuzların da sorumlusu olacaklardır. 7 Haziran 2015 seçiminin üzerinden 146 gün geçtikten sonra yapılan 1 Kasım 2015 seçiminde AKP oyunu %9 arttırarak, yeniden tek başına iktidar olmayı sağladı.

7 Haziran’da sandıkta AKP’yi iktidardan düşüren halk, muhalefete birlik olma mesajı vermişti. Ancak muhalefet partilerinin basiretsizliği sonucunda kazanılan büyük fırsat kaçırıldı ve iktidar AKP’ye bir kez daha sunuldu. 13 yıldır ülkemizin getirildiği durum karşısında, AKP’nin yeniden iktidar olması herkesi şaşırtmıştır ve umutsuzluğa kapılmalarına neden olmuştur.

İntihal raporu

7 Haziran 2015 seçimlerinden beri hunharca öldürülen yaklaşık 150 asker, polis ve 100 suçsuz yurttaşın yanına, 10 Ekim 2015 günü Ankara'da öldürülen 102 yurttaşımız daha eklendi. İstikrar vaadiyle halkımızdan destek isteyip iktidara gelenlerin insanlarımızın hayatına mal olan Terörü önleme iradesi bulunmadığı 1 Kasım seçimlerinden sonra ortaya çıkan çatışma ortamıyla daha da belirginleşmiştir.  Ülkemizin terör sorunu emperyalizmin bir kurgusudur. Yaşadığımız terörün nedeni de, bu emperyalist kurgudur. Bu emperyalist kurguyu ortadan kaldırmadıkça, ülkemize rahat ve güzel günler gelemeyecektir. Bu emperyalist kurguyu yok etmek için, bilinçli ve kararlı şekilde bir araya gelerek, örgütlü mücadele yapmamız gerekmektedir.

Terörün soluğunu yitirdiğimiz canlarımızla neredeyse her gün hisseder ve sarsılırken, tarihimizin en büyük terör eylemi  ile hep birlikte aynı anda yüzleşip, artçılarını kolay atlatamayacağımız derin bir sarsıntı yaşadık. Teröristi bomba haline getirip, Başkent'imizin merkez noktasında patlatanların amacı, asıl hedefi ve vermek istedikleri mesaj ile kime, kimlere yaradığı konusu itildiğimiz büyük travma içinde yok olup gitmemeli. Gerçek suçlular bulunmalı.

Tehdit altında bir coğrafyanın içinde olduğumuzu bilerek akılcı, dikkatli ve ülke çıkarlarımızı kollayan dış politika izlemeyişimizi, dışımızdakilere had bildirmeye kalkışan söylemleri, koruyup kollamamız gereken sınırlarımızı açarak, kendi güvenliğimizi tehdit edişimize yol açan gelişmelerde rolü olanları hâlâ sorgulamayacak mıyız? Yaşadığımız travmanın Suriye politikamız ile ilgisi yok mu?

Avrupa birlik olmuş, kendi sınırlarını korumak  için Türkiye'ye para teklif edip, Suriyeliler sizde kalsın, yeni gelecek olanları da alın, buna karşılık biz de size vize kolaylığı sağlayalım diyorlar. Türkiye'ye sömürge gibi davranma cesaretini nereden alıyorlar?

Dünyayı Ortadoğu halkları için cehenneme çevirenlerin, aynı ülke içinde yaşayan yurttaşları birbirine düşürecek yeni yöntemler geliştirdiklerini, terör ve teröristin gerisinde devletlerin çıkarlarının yığıldığını biliyoruz. Anlayamadığımız, kendi ülkemizin çıkarlarını kollayacak bir iradeyi nasıl hâlâ ortaya koyamadığımız!.. Türkiye çıkarlarını kollamak, toprak bütünlüğünü korumak, tüm ülke yurttaşlarının can güvenliğini sağlamak konusunda ön alacak bir siyaseti ortaya koymalıdır.

            Siyaset ve siyasetçi çözüm üretmek bir yana tıkanıştan sorumlu. Bu yüzden toplumda siyasetçiye güven azalıyor. Burada biz yurttaşlara çok önemli görevler düşüyor. Terörist ve onun uzantılarının asıl amacının bizleri yılgınlığa, ümitsizliğe ve her şeyin anlamsız olduğu duygusuna sürüklemek olduğunu bilerek, öfke ve isyan yerine itidalde birleşmeliyiz. Yaptığımız işi bırakmak değil, tam tersi dört elle sarılmalıyız. Bu aramızdan aldıkları canlara isyan etmediğimiz anlamına gelmez. Yaşamı durdurarak durduracağımız bir süreç değil bu. Kendimizi değil; terörün daha fazla can almasını durdurmalıyız.

Siyasetin sürüklediği yerden (telefonların dinlenmesi, gözaltı, tutuklama, delilsiz suçlama, yargılama gibi baskıların içinden geçerken, terör ve ölümle tehdidin sokaklarda da tırmandığı yerde "korku"nun yaşam biçimine dönüştüğü süreçten) çıkışımız için yol belli. Siyasal irade bu yolun dışında tecelli ettikçe ulusça ödediğimiz bedel artıyor. Daha güzel bir dünya için, sadece insan olmak yeterli. Hepimizi aynı geminin içine sıkıştırıp çeşitli yöntemlerle oyalayıp, birbirimize düşürmek, çatıştırmak için her yolun denendiğini görerek, aynı siyaset biçiminde ısrar etmek yerine, bu girdaptan çıkmayı başaracak siyaset biçiminde birleşmeliyiz. Teröre kurban verdiklerimize, onları kaybettiğimiz yere "demokrasi meydanı" adını vererek değil, terörün tırmanışını frenleyecek ve otokrasinin daha fazla koyulaşmasının önüne geçecek yeni siyaset biçimleri üretmeye öncelik vererek sahip çıkabiliriz.

Turnitin raporu

            Durum ne kadar kötü olursa olsun, şartlar ne kadar zor olursa olsun, Mustafa Kemal gibi düşünerek, bugünlerin de üstesinden geleceğimiz bilinmelidir. Atatürkçü Düşünce Derneği teslimiyetçi olmayacak, mücadele alanından kaçmayacaktır. Atatürk’ün gençleri dün olduğu gibi, bugün de, yarın da bu ortaçağ artığı aydınlanma düşmanlarına karşı örgütlü mücadeleyi sürdürecek ve zafer kazanacaktır. Levent Kırca’nın dediği gibi  "Dik durun.. Adil olun, sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. Atatürk ile kalın, Cumhuriyet ile kalın!!"

İntihal raporu



Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2017, 13:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner290

banner130