Güncel:
Milletvekili Depboylu'dan, Çocuk Cinsel İstismarına Karşı Çözüm Önerileri

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, TBMM Genel Kurulunda çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddet vakaları ile ilgili bakanlıkların arasında kurulan komisyona sundukları öneriyi açıkladı. Depboylu, "Kimyasal kastrasyon bir ceza yöntemi olarak uygulansa bile, etkili bir çözüme ulaşabilmek için bu uygulamaya eşlik edecek psikiyatrik tedavi yöntemlerini de kullanmak gerekir." dedi.

Çocukların cinsel istismarı çeşitli nedenlerle gizli kalan önemli toplumsal bir sorun olduğunu vurgulayan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Deniz Depboylu açıklamasında şunlara değindi; “Yetişmekte olan, korunmaya ihtiyacı olan bir çocuğun yaşayabileceği benzeri sorunlarla, sadece bireysel değil toplumsal ruh sağlığını bozabilecek nitelikteki risklerin önlemini alarak önüne geçmek devletin öncelikli ve en önemli görevi olmalıdır. İşlenen suçun failine verilecek bir ömrü aşan cezanın caydırıcılığı benzer suçların önlenmesi için yeterli değildir. Böylesine toplum vicdanının yaralayan, çocukların hayatını karartan bir suçta ihmal ve kusuru olanların korunması ya da görmezden gelinmesi; çocuklara yönelik ihmal suçunun devamını sağlayacağı kesindir. Mevcut Durumun Belirlenmesi Gerekmektedir. Çocukların istismarı ve ihmalini önleme ile ilgili çalışmaların ilk adımı, sorunun boyutlarını ve risk alanlarını belirlemektir. Evlerde, okullarda, çocukların yaşadığı veya çocuklarla ilişkili kurum ve kuruluşlarda, çocuklara yönelik gerçekleştirilen ihmal ve istismarın boyutlarını bilmediğimiz sürece, alacağımız önlem ve yapacağımız müdahaleleri etkili olarak planlama şansımız yoktur. Bu olumsuzluğu gidermenin yolu düzenli ve bilimsel saha araştırmaları yapmaktır.”

“Çocuk yaşta gerçekleşmiş evlilikler, çocuğun cinsel istismarını onaylamaktır”

Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun “Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören” resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyan imam ile çiftlere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası veren maddeyi iptal ettiğini de hatırlatan Depboylu, “Bu iptal kararıyla çocuk yaştaki kızlarımızın evlendirilmesinin de önünü açmıştır. Çocuk evliliklerde Türk Ceza Kanunumuza göre nikahlananlar ve ebeveynlerine bile ceza verilebilirken olayı gerçekleştiren aracı kişilerin yani gayrı resmi olarak söz konusu ilişkiyi tahsis edenlerin cezasız kalması hiç de adaletli bir durum değildir. Bu sebeple bu kişilerin cezalandırılması gerekmektedir. Önemli olan resmi nikahtır, belediye başkanı veya müftünün ya da görevlendirdiği kişilerin resmi nikahı kıyması bir fark yaratmaz. Bu sorunla ilişkili olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına 12.01.2018 tarihinde sunduğumuz kanun teklifimizin dikkate alınarak, ilgili kanun maddesi üzerinde değişiklik yapılması önem arz etmektedir.

“MEB Mevzuatı ile İlgili Önerilerimiz”

Milli bir çocuk politikası, çocukların sağlığını ve esenliğini hedefleyen, gelişimlerini ve potansiyellerini destekleyen, her türlü riskten uzak kalmalarını, fırsatları değerlendirmelerini ve güçlendirilmelerini sağlayan politika olmadır diyen Depboylu, “Bugüne kadar ortaya çıkmış olan çocuğa yönelik cinsel istismar vakalarının çoğu okul rehber öğretmeni olarak görev yapan psikolojik danışmanlar ve psikologlar tarafından tespit edilmiştir. Çocukların yaşayabileceği her türlü sorunun tespiti ve çözümünde Okul Psikolojik Danışmalarının rolü ve katkısı çok büyüktür. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığının okullarda yürütülen rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri ile ilgili olarak çıkardığı son yönetmelik, rehber öğretmenlerin yapacakları çalışmalarda psikolojik danışmanlık hizmetlerinin niteliğini olumsuz yönde etkileyecek görev tanımlamalarıyla çocuklarımıza sunulacak yardımın kalitesini düşürmektedir. Ne yazık ki anaokullarında Rehber Öğretmen kadrosu, ilkokullarda ise rehberlik saati yoktur. Bu sorunun da ivedilikle çözülmesi ve Rehber öğretmen kadrolarının arttırılması şarttır. Ayrıca Çocukla ilişkili işlerde çalışacak bireylerin GBT araştırması titizlikle yapılarak ancak sabıka kaydı bulunmayanların bu işlerde çalıştırılması gerekmektedir. Öğrenciler, aileler, öğretmenler ve personele yönelik olarak verilmesi gereken “cinsel eğitim programı” mevzuatta yer verilmeli ve bu eğitimler mutlaka profesyoneller tarafından gerçekleştirilmelidir” dedi.

“Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İçin Önerilerimiz”

Depboylu'nun önerileri şöyle sıraladı; "Çocuk kavramı ve çocuklara yönelik cinsel istismar uluslararası sözleşmeler ışığında yeniden tanımlanmalıdır. Cinselliği içeren süreç, 18 yaşından küçük olan çocuk tarafından başlatılmış olsa bile; süreci devam ettiren yetişkini haklı yapmaz. Böyle bir mazeretle ceza indirimi uygulanmamalıdır. Sarkıntılık suçu mağduru, veli veya vasisi olmadan tek başına şikayetçi olabilmelidir. Çocukların kendi aralarında veya yetişkin kişi veya kişilerle cinsel davranışlar içerisine girmesini sağlayan kişiler, cinsel istismar suçunu işlemiş kabul edilmelidir. "Cezai Ehliyet" ile ilgili düzenlemeler tekrar gözden geçirilmeli, suçun tekrarını önleyebilmek için gereken önlemler ciddiyetle alınmalıdır. İletişim ve teknoloji imkanları kullanılarak cinsel istismar suçunun işlenebileceği dikkate alınarak, mevzuat yeniden düzenlenmelidir. Cinsel istismarın görüntü kaydının yapılması veya yayınlanması ayrı bir suç olarak veya ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmelidir. Mağdurun tedavisi ve adli süreçlerde desteklenmesi yönünden devletin koruma ve gözetim yükümlülüğü de yasalarda düzenlenmelidir. Çocuğa yönelik cinsel istismar suçlarından sabıkalı olanların çocukla ilgili işlerde çalıştırılmaları yasaklanmalıdır. Kurumsal ortamlarda işlenen çocuk istismarı suçlarının örtülmesi, üstünün kapatılması gibi eylemlerde bulunan görevlilerin çocuk istismarına iştirakten veya ayrıca tahsis edilecek çocuk istismarı suçunu örtmek suçundan cezalandırılması gerekmektedir."

Kimyasal Kastrasyon

Bu suçları işleyen kişilerin önemli bir bölümünde kişilik bozukluğu, parafililer, bir kısmında da gerçeği değerlendirmeyi ve muhakemeyi etkileyebilecek ağır ruhsal bozukluklar olduğunun bilindiğini söyleyen Depboylu, “Cinsel suç tespit edilen kişilerin ruhsal bozukluk varlığı açısından değerlendirilmesinin düzenlenmesi gerekmektedir. Üzerinde durulması gereken önemli bir nokta, cinsel suç olarak kabul edilen eylemlerin, saf bir cinsel eylem olarak kabul edilmesinin yanlış olduğudur. Sonuç olarak, cinsel suçun yinelemesine yönelik yaklaşımların, her bireyde etkili olabilecek, tam korumayı sağlayacak etkinlikte olmadığı, uygulamanın bireye özgü olması gerektiği anlaşılmaktadır. Cinsel istismar sadece belli bir organın işlevselliği ile ilgili bir sorun değil zihniyet ile ilgili bir sorundur. Bu suçu işlemiş kişi aynı zihniyette olduğu, düşüncelerini değiştirmediği veya kendini kontrol edemediği sürece çocukları istismar edecek başka faaliyetlerde de bulunabilir. Kimyasal kastrasyon bir ceza yöntemi olarak uygulansa bile, etkili bir çözüme ulaşabilmek için bu uygulamaya eşlik edecek psikiyatrik tedavi yöntemlerini de kullanmak gerekir. Eğer failin çocuğa yönelik olarak duyduğu cinsel ilgi bir dürtü sorunu ise, kişinin dürtülerini kontrol etme ve bu dürtülerle başa çıkma yöntemlerini öğrenme yoluyla suçtan uzak kalmasına yönelik psikiyatrik tedavi ve yardım süreçlerinden fayda görme şansı vardır. Eğer bu bir dürtü sorunu değilse yine kişiye uygulanabilecek farklı psikiyatrik tedavi yöntemleri vardır. Kimyasal kastrasyonun yanı sıra alacağı psikiyatrik tedavi ve terapi süreçleriyle desteklenmiş bir programın uygulanması, suç işleyen kişinin daha sonra tekrar suç işleme ihtimalini ortadan kaldırabilir. Bu kişilerin ceza infaz sürelerini tamamladıktan sonra tekrar toplum içine döneceklerini düşünürsek; en başta çocukların güvenliği için çok yönlü düşünmek, olası ihtimalleri değerlendirmek ve çıkardığımız yasaları titizlikle hazırlamak zorundayız. Tüm bu uygulamaların yanı sıra, faillerin yaşamı boyunca denetim altında tutulması ve çocuklara yakın olmamasının sağlanması çok önemlidir” dedi.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner150

banner130

Kaymakam Demir, “Marjinal Arazi Vasfı Taşımaktadır”

Haberi Oku