banner289

ADD’den, 23 Nisan Basın Açıklaması

ADD Aydın Şubesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Basın Açıklaması

ADD’den, 23 Nisan Basın Açıklaması
banner269

“ADD Ulusal Egemenlikten Vazgeçmeyecek Küresel Egemenliğe Asla Geçit Vermeyecektir”.

Kökleri Kuva-yı Milliye’ye ve Ulusal Kurtuluş Savaşımıza dayanan Türkiye Büyük Millet Meclisimizin kuruluşunun 95. yılını kutlamaktayız. Ulusal Egemenliğimiz, 95 yıldır bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün simgesi olmuştur. Bugün ulusun egemeni olanların, çocuklarımıza daha güzel bir Türkiye bırakmak için daha çok düşünmesi gereken bir gündür.

Bir bayram olması nedeniyle elbette coşkuyla kutlamalıyız. Ancak kutladığımız günün ne anlama geldiğini bilerek ve özümseyerek kutlarsak bir değeri olacaktır. Günü sadece çocuk bayramına indirgeyip ulusal egemenliği görmezden gelmek, Atatürk’ün kurduğu düzeni anlamamak hatta onu aşındırmak demektir.  Dünya da çocuklarına bayram hediye eden tek millet Türk milleti tek lider de Atatürk olmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında bayram adı ve içeriğine uygun coşkulu bir şekilde inançlı kadrolar eliyle yürütülmüşken bugün bilinçli bir şekilde yozlaştırılmış, basitleştirilmiş, kimilerince alternatifleri üretilmiş, bazılarınca da kaldırılması dahi teklif edilmiştir. Ulusal egemenliğin adım adım yok edilişiyle birlikte, bayramın bu yanı da adım adım unutturuldu. Ülkemizin bağımsızlığını kaybetmesiyle bayramın ulusal egemenlik yanının yokedilmesi birbirine paralel gelişmiştir demek yanlış olmayacaktır.1989 yılından beri kutlu doğum haftası ile gölgelenmiştir. “ulusal egemenlik” kendisine saygı, ulusuna güvendir. Varsayımlarla izlenecek kurallarla değil, insanın kendi aklı ile yürürlüğe koyduğu kurallarla toplumun yönetilmesi aşamasıdır. Ulusal Egemenlik ilkellikten nitelikli toplum düzenine geliştir. Bu nedenle bu olgunun sürekli korunup güçlendirilmesi yaygınlaştırılması ve hiçbir zaman kesintiye uğramadan yaşatılması için Atatürk bu bayramı çocukların armağanı olarak bu günlere kadar yaşatmıştır. 

23 Nisan 1920 tarihi hem ülkemizin kurtuluşuna, hem de yeni bir devletin kuruluşuna öncülük eden büyük bir olaydır. Emperyalist güçleri yenerek, çürümüş ve yozlaşmış bir imparatorluktan yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, demokratik ve laik bir yönetim biçiminin gerçekleşmesi, çağdaş ve aydınlık bir yaşam biçiminin belirlenmesi ve bunun için yapılan tüm yenilikler, 23 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal’in liderlik ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin attığı kararlı adımlarla gerçekleşmiştir. Çürümüş ve yozlaşmış bir imparatorluktan yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, demokratik ve laik bir yönetim biçiminin gerçekleşmesi, çağdaş ve aydınlık bir yaşam biçiminin belirlenmesi ve bunun için yapılan tüm yenilikler, 23 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal’in liderlik ettiği TBMM’nin attığı adımlarla gerçekleşmişti. O gün verdiğimiz mücadele, ulusal egemenlik ve ulusal bağımsızlık mücadelesiydi. Acaba bugün ulus olarak ne kadar bağımsız, ne kadar milli ve ne kadar egemeniz. O gün saltanatı kaldırdık, bugün başımıza yeni saltanatlar kurduk. Dün milleti koyun sürüsü kendini çoban olarak görenlerin yerini, odunu bile aday gösterdiğinde seçtirebileceğini ima eden sözde demokratlar aldı. Savaş meydanlarında verdiğimiz canlarla kazandığımız egemenlik haklarımızı, aldığımız dış borçlar karşılığında anlaşma masalarında kaybediyoruz. Küresel güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin Ulusumuzu eşit yurttaşlar topluluğu olmaktan çıkarıp etnik, dinsel mezhepsel farklılıklara göre yeniden düzenleme girişimlerini ortaçağ’ın karanlığına dönüş özlemlerini gerçekleştirmek için ortaya koydukları oyunları ibretle izliyoruz. Ulusal egemenlik, bir ulusun, ekonomik, siyasal, sosyal, askeri, kültürel hayatın her alanında kendi kararlarını kendisinin verebilmesidir. Bir ulusun tüm uluslararası ilişkilerinde, toplumsal yaşamında, kültüründe ulusal onuruna sahip çıkabilmesidir. 92 yıllık Türkiye Cumhuriyeti'nde ulusal egemenlikten geriye kalan tek şey TBMM salonunda hala asılı duran "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" tabelasıdır ve başka da bir şey kalmamıştır. Gerçek şu ki; egemenliğin kayıtsız şartsız emperyalizmin, ama özel olarak da Amerikan emperyalizminin elinde olduğu bir dönemdeyiz. Milli Egemenlik, yönetenlerin iktidar erkini, Allahtan ya da gelenekten değil milletten aldığını belirtir ve ayrıca bir dış ülkenin egemenliğini de reddeder. 

Gerçek anlamda "ulusal" egemenlikle ilgisi kalmayan sistemler, milliliği artık göstermelik, demagojik zeminlerde ele alabilirler ancak. Ulusal egemenliği yok eden ikili anlaşmalara, emperyalistlerle kurulan diğer ekonomik, siyasi, askeri bağımlılık ilişkilerine itirazı olmayanlar, en sıradan konularda "ulusal egemenlik" adına itirazlarda bulunur, "kimsenin iç işlerimize karışamayacağı" nakaratını tekrarlarlar. Bu riyakarlık, en açık ifadesini vatanı parça parça emperyalistlere peşkeş çekerken "çakıl taşı bile vermeyiz" hamasetine sarılmış olmalarıdır. Ülkenin ekonomisini, politikasını, ordusunun ne yapıp yapmayacağını emperyalistler belirlerken ve işbirlikçiler buna hiç itiraz etmezken, emperyalistlerin mesela bir yasa maddesine ilişkin eleştirileri karşısında "bize ne yapacağımızı ABD veya AB dikte edemez" diye içi boş tavırlara girerler. Ulusal egemenlik, başka bir deyişle bağımsızlık için mücadele eden devrimcileri "terörist" ilan eden, anti-emperyalist mücadeleyi sindirmek için işkencelere, tutuklamalara, katliamlara başvuran ve kendi halkına karşı emperyalist tekellerin çıkarlarını savunan bir düzenin temsilcileri ulusal egemenlikten söz edemezler. Her yaptığını emperyalistlere beğendirmeye çalışan, attığı her adım için emperyalistlerin onayını arayan, onların dikte ettirdiği ekonomi politikaları uygulayan, onların verdiği "ev ödevlerini" en önemli görevi sayan, yasama faaliyeti tamamen emperyalistlere endeksli, ordusu NATO'nun emrine verilmiş bir ülkeden sözettiğimize göre, Ulusun egemenliği ve bağımsızlığı nerede kalmıştır.  Bugün ileri demokrasi adına başkanlık sistemini önerenlerle, Yeni ve sivil anayasa yapmak yalanının ardında ise Atatürk’e, ilke ve devrimlerine veda ederek, bölünme anayasası için ortam hazırlamak bulunmaktadır. Atatürkçü Düşünce Derneği bu oyunun farkındadır.

Değerli Atatürkçüler

Şundan hiç kimse şüphe etmesin ki Atatürkçü Düşünce Derneği,  Yüce Türk ulusunun soylu aydınlarının oluşturduğu emperyalizmin yok ediş saldırısına karşı ulusumuzu bilinçlendirerek, direnmeye çağıran bir merkez olacaktır.

Cumhuriyet sevdamızı, Atatürk sevgimizi milli egemenliğe olan tutkumuzu yüreğimizden kimse söküp atamayacaktır. Cumhuriyet güneşi Atatürk çocuklarının cesaret ve azmiyle hiç sönmeyecek parlaklığıyla karanlığı boğacak Aydınlık bir Türkiye’nin sigortası olmaya devam edecektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlık yolunda daima ileriye doğru gideceğimiz ışıltılı günlerin özlemiyle tüm ulusumuzun 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.


Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2015, 12:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner290

banner130

banner291