Yaşamamışlarımızın, belgesellerden ve okuduklarımızdan öğrendiğimiz , yakın tarihimizin en acı olaylarından birisi Yugoslavya’nın dağılması ile başlayan ve halef devletlerin neden olduğu Bosna ve Kosova Olaylarıdır. Hafızalarımızı tazelersek, Yugoslavya’nın dağılmasıyla ortaya 4 ayrılan ve 1 kalan devlet olarak 5 devlet ortaya çıkmıştı. Ayrılanlar Slovenya, Hırvatistan, Bosna- Hersek ve Makedonya idi. Yugoslavya’yı temsilen ise Sırbistan- Karadağ kalmıştı. Slovenya ve Hırvatistan, az hatta çok az kanlı olaylar neticesinde bağımsızlıklarına kavuşurken, 3 farklı kesimi bünyesinde barındıran Bosna, en ağır acının yaşandığı yer olmuştu. Daha sonraki süreçte de olaylar Sırbistan’ın içinde kalan Kosova’ya sıçramış ve 1999’a kadar bir acıyı bir diğeri takip etmiştir.

     Birleşmiş Milletler’in, henüz temelleri 1941 gibi savaş döneminde Atlantik Bildirisi gibi bildirilerle atılmaya başlanmıştı. Amaç belliydi, o dönemin en büyük tehdidi ve yıkımı Almanya gibi güçlerin bir daha ortaya çıkmaması için oluşturulacak ortak bir platform ve güç. Bu doğrultuda savaş sonrası , San Francisco Konferansı neticesinde BM Antlaşması hazırlandı ve yeni güç ortaya çıkarıldı. Milletler Cemiyeti’nin yaşadığı bazı acı hatalardan çıkartılan ders neticesinde Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi’ne bazı üstün yetkiler tanıdı. Bu yetkilerin muhteviyatını anlayabilmek için, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 6.Bölümü, 34. Maddesine bakabiliriz.

     Md. 34- ‘ Güvenlik Konseyi, herhangi bir uyuşmazlık ya da uluslararası uyuşmazlığa yol açabilecek ya da uyuşmazlık doğurabilecek bir durum konusunda, bu uyuşmazlık ya da durumun süregitmesinin uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehlikeye düşürme eğiliminde olup olmadığını saptamak için soruşturmada bulunabilir.’

     Kısaca Güvenlik Konseyi şu an dünya üzerinde, bir devletin barışçıl ya da savaşçıl olup olmadığına karar verme yetkisini haiz tek organdır. Bosna ve Kosova hususunda yaşanan, karar alınmasını imkansızlaştıran, bugün Suriye hususunda karar almanın önünü tıkayan temel neden, bu konseyin yetenekleri ve yetkisidir.

     Yetkisi olmamasına rağmen , bölgesel bir örgüt  olan NATO, Kosova ve Bosna olaylarında harekete geçmiş ve Belgrad Bombalaması ile 1999’da ABD’nin dayattığı plan, Yugoslavya tarafından kabul edilmiştir.

     Bu yazımda irdelemeyi amaç edindiğim mesele şudur ki, ne zamana dek meşru kabul ettiğimiz değerler ve algılar bizlere yarar sağlar ve hangi noktada bizleri karanlıklar içerisine atar ? Hangi noktada değerlerimizi sonuna kadar savunuruz, hangi noktada bu değerlere sırtımızı döneriz ?

     Yüzyıllar boyunca filozoflar, düşünürler , fikir insanları, insanın temel manevi dünyasında yatan duyguların anlaşılabilmesi hususunda düşünmüş, araştırmış ve çıkarımlarda bulunmuşlardır. Neden savaşırız, neden güç, zenginlik, rahat gibi değerlerin peşinde koşarız ya da koşmayız ? Tüm bu sorular ve gözlemler ışığında dünyamıza dönüp bakarsak, anlaşılması bir kenara, acilen çözüme ihtiyaç duyan onlarca sorunla karşılaşırız.

      Değerli Hanım ve Bey Efendiler,

      Jack London’un Beyaz Diş adlı öyküsünde anlatılan , ağır ağır ve emin adımlarla büyüyen Beyaz Dış, yeni yaşında yeni bir ders öğrenir. Doğa zayıflara göre değildir. Doğamız, besin zincirinde tutunmayı amaç edinen canlılara tek ve sadece tek bir kural dayatır. Ya avlarsın ya da av olursun.

      2 büyük dünya savaşına sahne olan uzun 20.yy insanoğluna ağır bir tokat indirerek çok büyük bir ders verdi. Zayıf kalan her birey ve her toplum, güçlü olmayı kendisine amaç edinmiş her birey ve toplum için potansiyel bir av olma özelliği taşımaktadır. Tüm sahip olduğumuz hukuk sistemleri, devletler, yasalar, adalet algısı da yalnızca bizler onu meşru kabul edersek anlamlı ve değerlidirler.

     Acılar, bizleri çıkmaza sürüklediklerinde, köşeye sıkışmış bir kedi gibi pençelerimizi çıkartırız. Tarih boyunca bunu yaptık ve kısa bir süreliğine de yapmaya devam edeceğiz gibi gözüküyor. Asla unutmamalıyız ki, en büyük, en ulu sistemler bile, bizler onları büyük, ulu ve meşru kabul ettiğimiz müddetçe bu güce sahiptirler. Bu yasallığı kontrol etmek, ele geçirmek içinse bakış açımızı geliştirmeli, karşımızda duran balinayı nasıl avlayabileceğimizi çok iyi planlamalıyız. Aksi takdirde, doğanın tek kuralının bir istisnası olmadığımız acı şekilde tecrübe edeceğiz.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner150

banner130