04 Eylül 2010 Cumartesi Saat 23:47
SAYAÇ
Aktif     : 8
Bugün   : 219
Toplam : 139131
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ali ŞAHİN
ali-sahin09@hotmail.com
Bilim üzerine
26 Haziran 2010 Cumartesi Saat 19:21

İnsan iki ayak üzerine dikildi ve elleri boşta kaldı. Boşta kalan elleriyle doğayı kendi lehine değiştirmeye başladı ve böylece başlamış oldu insanlığın serüveni. Önce taştan aletler yaptı, sonrasında avladığı hayvanların derilerinden giysiler. Ağaç dallarından basit barınaklar yaptı. Doğadaki bir takım nesnelerin biçimini kendi yaşamını kolaylaştırmak için değiştirdi.

Bunları yaparken el becerisi gelişti. El becerisinin gelişimi, beyninin gelişimini hızlandırdı. Beyni hem hacim olarak büyüdü, hem de fonksiyonel olarak gelişti.

Doğadaki nesneleri gözlemlemeye başlayan insan nesnelere, olgulara neden-sonuç ilişkilerinin ötesinde anlamlar yükledi. Başlangıçta doğayı anlamaya çabalamak yerine kendince anlamlandırmaya çalıştı. Zihninde tasarladı, soyutladı doğayı. Bunun zorunlu sonucu olarak doğaüstü güçlerin varlığı sonucuna ulaştı. Çok uzun bir dönem doğadaki olguları, doğaüstü güçlerle açıkladı. Binlerce yıl boyunca insanın sanrılarıyla gerçekler birbirine karıştı.

Milattan önce 6. yy. da Milet’te bir ışık yandı. Milet’li düşünürler dinsel bakış açısını bir yana bırakıp doğaya nesnel olarak baktılar. Doğadaki nesnelere ve olgulara diyalektik bakış açısıyla yaklaştılar. Maddenin iç dinamiklerine yönelip pozitif bilimlerin temellerini attılar. Bilimin bin yılların ön yargılarından kurtulmasıyla birlikte insan beyni zincirlerinden kurtuldu.

Doğayı anlama çabası, insanın doğa karşısında kendini konumlandırma çabasının bir sonucudur. Doğanın ürünü olan insan kendini seçilmiş, özel olarak yaratılmış varlık olarak algılamayı sever ve benimser. Bu durum üstün bir varlığın bir yaratıcının varlığının kabulünü zorunlu kılar. Bilim bu zorunluluğu ortadan kaldırır. Maddi evrende bir yer sağlar insana. Bu yer yapısına var oluşuna uygundur.

Maddenin temel niteliği değişimdir. Bu değişim sürecinde daha karmaşık yapılar ortaya çıkar. Bilinen evrendeki en karmaşık yapı insan beynidir. Bilimsel düşünce de insan beyninin üstün ürünüdür. İnsanın sanatla başlayan insanlaşma süreci bilimle en üst düzeye ulaşmıştır. İnsan doğanın bilgisine ulaştığı gibi kendi varlığını gerçek yerine konumlandırmıştır.

İnsanlık ikinci aydınlanmayı Avrupa’da yaşamıştır. Rönesansla başlayan süreç 19.yy. da zirveye ulaşmıştır. Bu süreç maddeyi, canlılığı ve toplumsal yapıyı algılamamızı sağlayan üç dehayı ortaya çıkarmıştır. Maddeyi anlamak ve bilmek antik dönem düşünürlerinden Newton’a kadar bir çok bilim insanının ortak çabasıdır. Ancak madde ve enerjinin aynılığını ortaya koyan Einstein fiziğin zirvesidir. Benzer biçimde Darwin basit organik bileşiklerden başlayarak insana kadar gelen evrim sürecini ortaya koyarak canlılığın maddenin iç dinamiklerinin bir sonucu olduğunu algılamamızı sağlamıştır. Toplumların değişimi ve gelişimi sürecini başlangıçtan zamanına değin Marx ortaya koymuştur. Aynı zamanda gelecekteki sürecin dinamiklerini de tarihsel süreci belirleyen zorunlulukları saptayarak öngörmüştür.

Günümüze değin bilimsel çalışmalar sayesinde doğanın sırları büyük oranda ortaya çıkarılmıştır. Büyük patlamadan bu yana devam eden süreç maddesel dinamiklerle tümüyle açıklanmaktadır. Ne yazık ki günümüz insanı bilimin yalnızca teknoloji yanıyla ilgilenmekte. Var oluşunu madde ötesi güçlere dayandırmayı yeğlemektedir. Var oluşundaki gerçekliğin peşine düşen insan sayısı giderek azalmaktadır. Bilimi teknoloji olarak algılayan daha çok meta üretip, daha çok para kazanmanın aracı sanan insanlar çoğalmaktadır. Bu durum çağımızın en büyük çelişkisidir.

Bu yazı toplam 240 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Halil KÖKEN
PAKİSTAN