04 Eylül 2010 Cumartesi Saat 23:16
SAYAÇ
Aktif     : 7
Bugün   : 213
Toplam : 139125
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yılmaz SAĞLIK
habergazete@hotmail.com
Madenciye her şey mübah mı?
19 Mayıs 2010 Çarşamba Saat 23:30

Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunları her yerde herkese aynı oranda uygulanmıyor sanki!..
Karpuzlu Çobanisa Köyü’nde Maden İşletmeciliği yapan şirket köyün merasına rahatça şantiye açıp, tesis kurabiliyor ama;, çobanın koyun ağılı yapması anında işlem görüyor.

Kuvars ve Feldspat yönünden dünyaca zengin Çine ve Karpuzlu yöresindeki madenlerimizin işletilmesi az yada çok  ülke ekonomisine katkı ve yöre insanına iş imkanı sağlıyor gözükse de son yıllarda bölgemizde mantar gibi türeyen şirketlerin çalışmaları ile zeytin ve çam ormanlarıyla kaplı dağlarımızın her bir yanı volkan patlaması gibi oyuldu, mısır patlaması gibi beyaza büründü. Uzaktan bakıldığında yabancıların bu dağın karı henüz erimemiş diye gördüğü aslında maden tozlarından başka bir şey değil.
Her yerden maden fışkırıyor sanki güzel yurdumuzda!
Uydu fotoğraflarından veya yüksekçe bir tepeye çıkıp baktığımızda, irili ufaklı binlerce maden ocağı görmeniz mümkün. İyi güzel de bunca ocaklar ve işletmeler gerektiği gibi denetleniyor mu? Her oyuğun ayrı ayrı işletme izni var mı? Yaptığımız bir ön araştırma da mümkün gözükmüyor!
Peki bu işletmeler Maden Kanunu’nun getirdiği yükümlülükler çerçevesinde işletiliyor mu?
Yoksa madenlerimizi çaktırmadan, bilmeden birilerine peşkeş çekip, değerlerimizin yok olmasına seyirci mi kalıyoruz hep birlikte!
Çam, zeytin ve mera alanlarına sorgusuz sualsiz, yöre halkını bilgilendirmeden dalan, kepçesini, dozerini buralara sokan, dinamitler patlatarak dağları delik deşik eden maden işletmelerimiz gerçekten mevzuata uyuyorlar mı? Hiç sanmıyoruz!
Aralarında işini ciddiye alan, kurumsallaşmış yasaları en iyi şekilde uygulamaya çalışan şirketlerimizde var elbet...
Bütün bu çelişkiler yumağı içerisinde vatandaşın ve bizlerin anlayamadığı bir gerçek daha var:
“Madenciyim ben! Kimse karışamaz! İstediğim yerden maden çıkartırım! Yasalar buna izin veriyor!” Yaklaşımları.
Hiç bir köyde ne vatandaş, ne muhtar ne de ihtiyar heyeti, hatta kaymakamına varana dek çok kimse bilmiyor hangi firmanın ne ruhsatı var, nerede arama, nerede ne kadar işletme ruhsatı var!
Elbette bilemezler! Hangi maden işletme sahasında sınırları gösteren veya güvenlik amacıyla çevrilmiş çit gördünüz? Hangi işletmenin girişinde ruhsat bilgileri asılı tabela gördünüz? Dağlarda çok gezen biz gazeteciler hiç rastlamadık.
Bu ülkenin madenlerinin çıkartılıp işletilmesine, ihraç edilmesine elbette karşı değiliz. Ancak her şey yasalar çerçevesinde olması, yeri geldiğinde de yasa artık bugün ülke menfaatine değilse değiştirilmesi isteğinde bulunmamız gerekmez mi?
Çine’nin Yörükler, Karpuzlu’nun Ömerler Köyü’nde mera içinde bulunan çalı çırpıdan oluşan ağılları, gölgelikleri anında gören ve derhal yıkılmasını talep eden yetkililer, mera alanında onlarca dekar alanda maden çıkartan, maden çıkartmak bir yana, merada şantiye kuran, tesis açan şirketleri niye görmüyorlar?
Ömerler Köyü’ne 5 kilometre bile uzakta olmayan Çobanisa Köyü’nde dağlarda uçurumlar yaratan, yer yer tel örgülerle çevirdiği alanları zeytinlik yapan, köy muhtarından edindiğimiz bilgiye göre tam mera sahası üzerine şantiye kuran, maden eleme tesisleri kuran şirketi yetkililerimiz görmezler mi?
Merkezi Bilecik’te bulunan şirketin yetkilisini telefonla arayıp konuyla ilgli bilgi almak istediğimizde, “Size ne kardeşim. Benim ruhsatım var. Karışamazsınız! Ben yirmi yıldır orada maden işletiyorum. Şimdi mi aklınıza geldi mera olduğu!..” Gibi pişkin cevaplar vermesinin altında yatan gerçek, bu yerlerin gerçekten izinli ve ruhsatlı olduğu için midir yoksa, bir yerlerde güvendiği dayısı olduğu için midir?
Kanunlar gerçekten bu madencileri koruyor ve kolluyorsa, her yaptıklarının yasada bir dayanağı varsa eğer; amacı hayvancılığı geliştirmek, et, süt ve ürünlerinin üretimini desteklemek, köylüye geçim kaynağı temin etmek amacıyla çıkartılan mera yasası madenciye gelince yeşil ışık mı yakıyor!
Hayvan sayısının her geçen gün azaldığı, dışarıdan hayvan ithal ettiğimiz günümüzde hayvanların istirahat edip, gölgeleneceği ağılları söktürürsek, madenciye sen gel buraları talan et dersek eğer, bu ülke daha çok hayvanlar ithal edecektir.
Zaten rekabetle fiyatı oldukça ucuzlayan bu madenlerden gelen döviz, bir gün ithal et ihtiyacımızı karşılayacak düzeyde olmayabilir.
İleride çocuklarımız veya torunlarımız etsiz kalıp madenleri kemirmeye, kemik niyetine haşlatıp çorba yapmaya başlarsa şaşırmayın!
Tabi o gün bu ülkede, bu topraklarda hala maden kalırsa!

Bu yazı toplam 630 defa okundu.
tebrikler
yılmaz bey değinmiş olduğunuz konudan dolayı tebrikler. gerçekten madenlerin durumları çevreye verdikleri zararlaradan dolayı içler acısı, gerçekten sanki oraların gercek sahiplari onlar, nereden gelip neredekileri kovuyorsun ya. ama zaman gelecek oralar onlarada yar olmayacak, derebeylik yaparak iş yapıyor onlar. kolay gelsin iyi çalışmalar.
25 Mayıs 2010 Salı Saat 10:01
Halil KÖKEN
PAKİSTAN