TÜİK, ekonominin içine düştüğü çaresizliği
açıkladı. Geçen yıl, işsiz sayısı 860 bin artmış, yüzde 14 olmuş. Kara tablonun
rakamı 3 milyon 471 bin gibi korkunç bir rakam…
İşsizlik sayısı gençler arasında hızla artarken,
İŞKUR’un kapısında umut arayanların sayısı da fazlalaşıyor. Birkaç kişilik
kadro için binlerce kişi kurumun kapısında kuyruklar oluşturuyor. Gençler
arasındaki işsizlik her geçen gün daha da büyüyor. Türkiye İstatistik
Kurumu’nun açıkladığı rakamlara göre genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 25,3
olmuş. Böylece her dört gençten birinin çalışmak istediği halde iş
bulamadığı ortaya çıkıyor. 2008 yılında Türkiye İstatistik Kurumu’nun
açıkladığı rakamlara göre bu oran yüzde 20,5 düzeyindeydi. İstihdamın sektörel
kompozisyonunda, tarımın istihdam içindeki payının 1 puan, hizmetler sektörünün
payının 0,5 puan arttığı, sanayi sektörünün payının ise 1,6 puan gerilediği
görülüyor.
Yaptığı
işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan
çalışanların oranı da bir önceki yıla göre 0,3 puanlık artışla yüzde 43,8
olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bir önceki yıla göre tarım sektöründe sosyal
güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 87,8’den yüzde 85,8’e geriledi,
tarım dışı sektörlerde ise yüzde 29,8’den yüzde 30,1’e yükseldi. 2009 yılında,
Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, bir önceki yıla göre 1 puanlık
artışla yüzde 47,9 olarak gerçekleşti. Erkeklerde işgücüne katılma oranı bir
önceki yıla göre 0,4 puanlık artışla yüzde 70,5, kadınlarda ise 1,5 puanlık
artışla yüzde 26 olmuş.
Bunları biz demiyoruz. Devletin kurumları ve
resmi rakamlar söylüyor. İşte bu araştırmalar ve gerçekler birilerinin
önüne konduğu zaman da sigortalar atıyor ve büyük medyalarda yazan duayen ağabeylerimizin
kafalarında kabaklar patlamaya başlıyor. İyi ki bir bardak çay karşılığı
yazıyoruz. Yoksa patron ile bizim de başımız bayağı belaya girecekti(!). Şu
işsizler ordusuna biz de katılacak ve içtiğimiz bir bardak çaydan da olacaktık…
Bu durum ülke geneli ile ilgili. Artık neyin
nereden nasıl tutulacağı belli değil. Nasıl tutasınız ki her şey çürümüş.
Tuttuğunuz yerden kopuyor. Zaten çürüdüğü için yaydığı kokulardan her kes
muzdarip…
Daha öncede yazmıştım. Haberleri artık
dinlememeye çalışıyoruz diye. Ama yine TV de sabah haberlerini hiç olmazsa
sinirlenmeyecek şekilde son gündem de neler var diye izlerken, Nevşehir deki
işsiz babanın Ata’nın huzurunda ağlayarak yaptığı şikâyetine takıldık.
Kendisini dinleyenler de ağlıyordu. 2 gün önce ev sahibi tarafından evden
atıldığını cebinde 160 krş. olduğunu, yarın ne alabileceğini, çocuğunun okuldan
istenen parasını nasıl temin edeceğini göz yaşları içerisinde haykırıyor ve
soruyordu. Bizim kahvaltı gitti mi güme… Hanım da başladı onlarla birlikte
ağlamaya. Çaresizlik sarıverdi benliğimizi boydan boya... Ne yapabilirdik
Nevşehir’e. Ne yapabilirdik Aydın da yol kenarında arsaya terk edilen hamile
anne ve çocuklarına. Ha; bizim Devletimiz sosyal bir devletti değil mi?...
“Birileri” memleketi germekle, bu işlerin
müsebbibinin yazarlar olduğunu söylüyor. Patronlar tarafından
cezalandırılmaların talep ediyor. Bizi “teğet” geçeceği için tınlamadık bile…
Ama O babanın ve bizim hanımın gözyaşları, şahsıma verilen en büyük ceza idi.
Öğle vakti yaklaşmasına karşın bir nebze olsun açlık hissetmiyoruz…
Elimiz varmıyor ya yinede paylaşmak istiyoruz.
Tariş İncir, Üzüm, Pamuk ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri
Birlikleri, Türkiye’de kooperatifçiliğin tarihsel gelişim sürecinde oldukça
seçkin ve onurlu bir yer tutmakta, kökleri 1915 li yıllara dek uzanmaktadır.
20. yüzyılın başlarında Ege Bölgesi ’nde bazı ürünlerde dışa bağımlılığın dış
ticarette dalgalanmalara yol açması nedeni ile çiftçinin bin bir güçlükle
yetiştirdiği ürününü satamaması, çoğu kez de ürün teslim etmek koşuluyla
borçlandığı tefecilerin oyuncağı olması üzerine, İzmir Yemiş Çarşısı ’nda
kurulan tekelin kırılması ve incir üzerinde oynanan olumsuzlukların giderilmesi
amacıyla örgütlenmeye gidilerek, 29 Ocak 1912 ’de Germencik ’te, 4 Şubat 1912
’de ise Aydın’da Ege ’li incir üreticilerinin gerçekleştirdiği üretici
kongreleri ile Ege Bölgesi ’nde Tarım Satış Kooperatifleri ’nin kuruluşuna
gidilecek ilk adımlar atılmıştı. Yani Tariş’in kuruluşu ve kökü Aydın idi. Ne
yazık ki Aydın
Tekstilden sonra bu koca çınar da kurumak üzere. Balkanların en büyük
iplik fabrikası kapatılmış, işçileri çıkarılmıştı. Pamuk paralarını alamayan
çiftçiler İzmir’i yol etmişlerdi. Bütün iyi niyet ve gayretlere rağmen borçları
çığ gibi büyüyen Tariş de yeni işçi çıkarımlarının gündemde olduğunu duyduk.
Çaltı köyünde bulunan Tarişzedelere, Çine’mizden yenilerinin katılacağı
ihtimali bile korkunç. Yabancıların eline geçen bir bankanın bütün mal
varlılarına her an el koyacağı dedikoduları dolaşıyor… Böyle olursa, çalışan
hemşerilerimizin de asıl “hedef” alınması gereken orduya katılacakları ufukta
görünüyor. Umarım aylıklarına güvenerek borçlanan ve kredi kart harcaması
yapanları yoktur.. Çinelileri ve ailelerini üzecek durum inşallah gerçekleşmez.
Ama düşük ücretle belirli bir süre izin durumu ortaya çıkarsa, biliniz ki
tsunami başlamıştır…