05 Eylül 2010 Pazar Saat 00:15
SAYAÇ
Aktif     : 3
Bugün   : 7
Toplam : 139138
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ali ŞAHİN
ali-sahin09@hotmail.com
Türklerin evrensel kültüre katkısı -2-
24 Ocak 2010 Pazar Saat 20:50

Her halk yaşadığı bölgenin koşullarına bağlı olarak yerel bir kültür geliştirir. Kültür insanın doğaya karşı verdiği savaşımın bir sonucudur. Doğayla savaşan insan öncelikle doğayı anlamaya yönelir. Bu yöneliş insanın bilgi sahibi olması sonucunu doğurur. Doğanın bilgisine sahip olan insan önce gereksinimleri doğrultusunda doğayı değiştirir, yeniden biçimlendirir. Bu süreçte bilgisi ve yeteneği artan insan soyutlama yetisini de kullanarak tasarlanmış ürünler ortaya koymaya başlar. Gözlemleyerek, deneyerek ulaştığı bilgilerden yeni bilgiler üreterek bilimi, bilimsel bilgiyi nesnelere uygulayarak teknolojiyi, düşünme yeteneğine bilincini ve duygusal yanını katarak sanatı geliştirir.

Bir halkın ürettiği kültürün evrensele ulaşmasının temel koşulu, ürettiği değerlerin tüm insanlığa yönelik olmasıdır. Ne yazık ki Türk kültürü belli bir coğrafyanın yada belli bir dili konuşan toplulukların ötesinde etki olanı bulamamıştır.

Tükler Atatürk Türkiye’sine gelene değin doğayla savaşım yerine, başka halklarla savaşmayı yeğlemişlerdir. Bu nedenle kültürlüğü yerelliğin ötesine gidememiştir.

İslam’ı üç yüz yıl kadar süren sancılı bir süreçten sonra kabul eden Türkler, İran üzerinden Ortadoğu’ya ve Anadolu’ya yöneldiler. Tarih öncesi çağlardan beri uygarlıkların kök attığı, filizlendiği bu topraklarda devletler kurdular. Mısır’da Memluklu Devleti, İran’da Selçuklu Devleti, Anadolu’da ise Osmanlı Devleti kuruldu. Orta Asya bozkırlarının olumsuz koşullarının aksine, bu toprakların sağladığı koşullar bir uygarlığın en üst noktaya kadar gelişmesi için uygundur.

 

Bu topraklarda tarihin en önemli uygarlıkları gelişmiştir. Selçuklu Devleti Türklerin kurduğu ve yönettiği bir devlettir. Ancak tam anlamıyla bir Türk devleti olarak nitelenemez. Bürokrasi hemen hemen tümüyle İranlılardan oluşur. Devletin resmi dili de Farsçadır. Genel anlamda Türk kültüründen çok Fars kültüründen söz edilebilir. Ardlarından gelen Anadolu Selçukluları da benzer bir karakter gösterirler. Anadolu Selçukluları mimaride özel bir yetkinliğe ulaşmışlardır. Bu alanda Bizans ve İran etkilerinden söz edilse de özgün bir mimari üsluba ulaşmışlardır. Yaptıkları kervan saray, medrese, şifahane gibi yapılar olağanüstü güzellikte ve özgünlüktedir.

Beylikler döneminin ardından kurulan Osmanlı Devleti Selçukluların aksine, daha belirgin biçimde Türk özellikler taşır. Dilleri, yaşam anlayışlarıyla Türklükleri belirgindir. Ancak İstanbul’un fethinden sonraki süreçte, belirgin bir biçimde Türklüğü yadsımışlardır. İmparatorluk olmanın getirdiği çok uluslu yapı bu yozlaşımın temel nedenidir.

Osmanlı İmparatorluğu yönetsel, ekonomik ve askeri alanlarda çok büyük bir güçtür. Ama özgün bir Osmanlı kültüründen söz etmek neredeyse olanaksızdır. Onlarda Selçuklular gibi sadece mimaride özgünlüğe ulaşmıştır. Başkaca sanatlarda ve bilimde oldukça geridirler.

Müzik alanında tek sesliliği aşamamışlar, resimde minyatür sanatının iki boyutluluğunu geçememişler, ancak son dönemlerde Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmet Paşa gibi ressamlar ortaya çıkabilmiştir. Onların ortaya çıkması da batı eğitiminin bir sonucudur. Yazın alanında Batı ve Rusya’da klasik dönem tüm görkemiyle yaşanırken, Osmanlı yazını cılız çıkışların ötesinde bir varlık gösterememiştir.

Osmanlının yetkin göründüğü hat sanatı, ebru, ağaç işçiliği gibi alanlar da evrensel nitelikler taşımazlar.

Sanatta durum buyken, bilim alanındaki durum daha fecidir. Yetişen bilim insanının sayısının azlığının yanında, bunların gelişen Dünya bilimine hemen hemen hiç katkıları yoktur. Devam edecek   

Bu yazı toplam 273 defa okundu.
Türklerin evrensel kültüre katkısı -2- metod rumuzu ile yapan arkadaş
bu yazının alıntı olup olmadığını çineye gittiğimde arkadaşım ALİ ŞANİN LE Konuşaçağım alıntı olup olmadığını ama Kendisi Mataryalist düşüncede olan bir arkadaşımızdır
09 Nisan 2010 Cuma Saat 10:15
yazi
yazi guzel yazinin alindi olmasi deyil guzeligi onemli ama gocebeli turkler 20ci yuzyil kendini azirlayamadigi gibi teknolisi gibi kavramin patisah anlasina ders gormesi ekonemisini azinlik la olan kesime arcamistir buyuk bir imbaratorsun dusunun enbuyuk kaybi siyah yag yani petrol bunugec karamis kulturel anlayisi var evet farsca konusma bizi dil uzerinde cok dil engel diyildin beki bize halk cok yonlu dil vardin veya azir deyildik belki yukarida olanlar berak etmesimisten kaynaklaniyor
12 Mart 2010 Cuma Saat 15:14
Metod
Ben daha önceki yazıya da yorum yapmıştım. Öncelikle bu yazı bir yerlerden alıntı, kimden alıntı olduğu mutlaka belirtilmeliydi. İkincisi, bu yazı tamamen milliyetçi tarih metoduyla yazılmıştır. Bu metod milliyetçiliğin bile olmadığı dönemleri de milliyetçilik gözüyle irdeler ki, bu çok yanlıştır. Doğru olan ve bilimsel olan metod materyalist tarih metodudur.
30 Ocak 2010 Cumartesi Saat 11:54
Halil KÖKEN
PAKİSTAN